Kara tahtaya ak yazılar yazmak! Güneşin geceye doğup, geceyi
temizleyebilmesi gibi...
Kara yazılmışlarda temizlenebilirdi belli ki! O kadar güzel yaşanacaklar vardı ki...
Ak tebeşirim kara tahta üzerinde dolansa beyaz, dolandıkça bembeyaz...
Aklar düşecekti kara bahta! Lakin bir el vardı. Ben yazdıkça o siliyordu.
Sildikçe aklar yok oluyordu. Güneş bu vakti terk ediyordu onun yüzünden.
Aklamak en zoru, karalamak ise kolay olan, hep kolay olanı seçtiler. Bu vakit,
bunun için karamsarlıkların mahkumu. Kolay olanı seçmeseydiler...
''Burak SEVİNÇ''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder