Unutulmaya yüz tutmuş bir tanıdıklıkda geliyordu sesi...
İlk cümlesinde titrek harflerin oluşturduğu, korkak kelimeriyle...
-İçindeki çocuk büyümüş!
Biraz heyecanlıydı. Biraz ne yaptığını bilmiyor gibi şaşkındı. Biraz da
söyleyecekleri uçmuş gitmiş telaşesi sesinde...
İçimdeki çocuk büyümemişti. İçimdeki çocuk onu sevmiyordu artık. O sesten
korktuğu için karşısına o çocuk değil, bu adam çıkmıştı.
-Sen!..
Devam etmesine izin vermemiştim. Sen diye başlayan o cümlenin nereye
gideceğini bilmeyerek. Artık ben yoktum. O içimdeki çocuk yoktu. Bir
yabancıyla konuşulmuşluğu veya yanlış numara buluşulmuşluğuydu bu!
Derin ve uzun bir sessizliğin ardındaki veda cümlesi...
-Hoşçakal!
Bu cümle karşısında sadece sessizdim. Sadece sessizdik! Sadece sessizlik.
Kurulmamış cümlelerin, buluşulmamış bir aşkın, kavuşamamış kalplerin
sessiziliği...
Tüm zamanlardan geriye kalan tek kelime buydu. İçimdeki çocuk acıdı.
Kim olduğunu bilmiyordum. Tanıdık bir sesti.
''Burak SEVİNÇ''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder