Translate

27 Kasım, 2011

AŞK KAVUŞTURMAYAN ZİNCİR

Beni sadece sev, benim seni sevdiğim gibi...
Aşık olma bana, aşk o efsanelerde anlatılanlar gibi sonu olmayan, mutluluğa
hasret, biri bitmeden yeni bir engelle kendini sınatan, ardı sıra acılarla
varolan, aşk kavuşturmayan zincir. Leyla ile Mecnun, Aslı ile Kerem, Şirin
ile Ferhat'ın aşkları ayrılık, ayrılıkları hasret, hasretleri acı, acıları
son olmadı mı onlara...
Çöllere düşen, Dağları delipte kavuşamayan, yanarak kül olan biz olmayalım.
Beni sadece sev, benim seni sevdiğim gibi...
Efsanelerdeki gibi değil, çünkü onlarda; Aşk kavuşturmayan zincir

                                                                                ''Burak SEVİNÇ''

AYRILIK ŞARKILARI

Ayrılık şarkıları çalardı gidenlerin geride bıraktıklarını avutmak için,
bir çok gidenin yerine sözler ve müzikler...
Kalplerde ölen aşklar mezarlığı, dillerde her ayrılığın özel bir şarkısı,
isyan olurdu tüm duygular gidipte dönmeyecek olanın ardından...
Söz ve müzik eşliğinde gözlerden akan yaş o vefasız sevgililer içindi.
Gecelerin uzadığı kalplerde ki O güzel anları anlatan resimlerin üstüne
hüzün çöker, siyah beyaz olur geride kalan, gözyaşlarıyla ıslanırlarken...
Bu çaresizlik tablosuna dışarıdan bakanlar ayrılık şarkılarını duyamazdı.
Lakin; Sevenin kalbinde, sevgiliye bestelenmiş 'ayrılık şarkıları' çalar,
çalar, çalar...
                                                                     ''Burak SEVİNÇ''

'O' BAKKAL

İki ekmek bir gazete diye seslenilen veya sepet sarkıtılan bakkal...
Bir zaman evin yeni büyümüş, küçük adamının bakkala gidebilme zamanı
geldiğinde, parayı düşürmesin diye cebine iyice sıkıştırılır ve
merdivenlerden inerken düşmesin diye de aşağıya kadar indirilir, bakkala
gidip gelirkende arkasından bakılırdı.
Küçük adam elinde kendi kadar ekmek poşeti ve paranın üstündünden kalan
miktarla ilk kahramanlığı için kendini ödüllendirmiş, yüzünde o çoçukça
mutlulukla dönerdi.
Zaman; akıp gider hayatın altından...
Bakkaldan ekmek almanın kahramanlık olduğu o günleri özlersin ama
değişmiştir herşey, sana bişey olmasın diye merdivenlerden inerken kimseler
tutmuyordur elinden, bakkala gidip gelirken merak edip artık kimseler
bakmıyordur ardından...
Sonunda, sıradan bir dükkan olur senin için 'o bakkal'

                                                                                 ''Burak SEVİNÇ''

ACILAR KUMBARASI

Senden sonra ne yaptığımı merak ediyor musun? Belki cevabın hayır olacak
ama yine de anlatacağım. Hani, o hep güldüğümüz resimler varya ben onlara
bakıp ağlıyorum gecelerce...
Hani, o hep gittiğimiz yerler varya oralara gidip, konuşmasını bekliyorum
masaların, sandalyelerin, duvarların...
Herşeyin seni anlatmasını bekliyorum. Hayalimde canlanırken sen, içimde
acılar biriktiriyorum sensiz oysa ben!
Anahtarı sende kalmış kalbimin biriktirdiği onca acıyı söküp atamıyorum
üstelik ardından...
Kilit kilit üstüne vurulmuş kalbim, sende sonra 'acılar kumbarası'

                                                                                ''Burak SEVİNÇ''

30 Ekim, 2011

GEÇMİŞİ BIRAKTIM GİDİYORUM

Yaşamak, içinde olduğun anı temsil eder, o'an varsan yaşıyorsundur. O an'ın
bir anlamı olması için, bir de geçmişi olmalı değil mi insanın...
Hiçbir şeyi olmayan boş bir an'ı yaşamak düşünülemez. Biriktirerek yaşar
insan, kimileri iyiyi, kimileri kötüyü...
Acıları, anıları, aşkları biriktirirsin omuzlarında yük olur hepsi...
O kadar birikir ki...
Artık yeter geçmişi bıraktım gidiyorum demek istersin, olmaz!
Öyle bir yerde, öyle bir anda karşına çıkar ve yine omuzlarına çöker,
o geçmiş...
Kafanı kaldırıp baktığında ise zaten o geçmişten örülü duvarların içinde
yaşadını, hiçbir zaman kurtulamadığını kurtulamayacağını anlarsın,
öldüğünde bile onun hesabı sorulacaktır sana...
Ama...
İnsan, bir anlıkta olsa kendini rahatlatmak için kurar bu cümleyi 'Geçmişi
bıraktım gidiyorum'
                                                                    ''Burak SEVİNÇ''

SADECE MASALLARDA

Bazen; Aklımdaki o ince yolda yürüyorum, sadece masallarda olmuyor diyerek.
İşim düştüğü zaman Aladdin'in sihirli lambasını ovaladığı gibi beynimi
ovalıyorum ve parlak üç fikir hakkımı kullanıyorum. Gerçeklesen her fikrimi
Robin hood timsali fakir hayalleri zenginleştirmek için kullanıyorum. Kül
kedisinin ayakkabısın teki kaybolduğunda değil...
Kaybettikleri herşeyi geri getirebilmek için sevdiklerimin peşinden
gidiyorum. Yedi cücelerin, Pamuk prensesi sahiplenip yardım ettiği gibi
bende onlara yardım etmeye çalışıyorum. Rapunzel’den Kül Kedisi’ne, Güzel
ve Çirkin’den Pamuk Prenses’e, Uyuyan Güzel’den Çizmeli Kedi’ye,
Hansel ve Gretel’e, Kırmızı Başlıklı Kız’a, Sihirli Fasulye’den, Çirkin
Ördek Yavrusu’na tüm masalarda iyi-kötü, doğru-yanlış gerçek hayatla
birbirine çok yakın yaşanır ama masallarda ki aşkı arayan insan...
Bilki; Aşk, sadece masallarda...
                                                                        ''Burak SEVİNÇ''

16 Ekim, 2011

GİDENİ HATIRLATACAK Bİ'ŞEYLER

İnsan, gideni hatırlatacak bi'şeyler buluyor hep... Kalpte ki yeri mağlum
bilinir. Lakin; Gezmiş oldukları yerleri, özel günleri, alınan hediyeleri
bir yerde saklarken o'nu unutamıyor insan, gidenin arkasından hepsi bir bir
dökülüyor duygular şelalesinden, soğuk bir yanlızlık dört bir tarafın,
yanlızlık değil zor olan o'nsuzluk asıl kanatan, hayatındaki heryere ve
herşeye o'nu koymuşken...
Küçük bir gülüşü, bir sözü, akılda kalan bir hareketi veya o'nu
diğerlerinden farklı kılan özelliği, aslında  o'nda gizlediğin herşey...
Bir şekilde kanıyor işte yürek ve 'Gideni hatırlatacak bi'şeyler! akıyor
insanın içine...
                                                                      ''Burak SEVİNÇ''

15 Ekim, 2011

ÇOK ŞANS VERİLMİŞTİ

Çok şans verilmişti, herşey gözünün önünde olup biterken, görmeyene...
Görseydi zaten şansa ihtiyacı yoktu. O hep başkalarında kendini ya da
yanlışta ararken doğruyu, aslında kaybettiğini farkedemeyendi. Farketseydi
bilirdi. Doğru hep o'nun yanındaydı zaten...
Kim arardı ki güzeli, güzelliğin beş para etmediği bir kılıf olduğunu bilse
kim koşardı ki yanlış kalbin peşinden, doğrunun nerede olduğunu
anlayabilseydi. Zaman geç olduğunda, eyvah! diyen kalbe, zamanında; 'Çok
şans verilmişti'.
                                                                           ''Burak SEVİNÇ''

25 Eylül, 2011

UNUTMAYACAKSIN!

Yaşanan herşey acısıyla tatlısıyla insan için güzel bir anı olmalı yada hep
hatırlanabilir bir yanı...
öyle bir zaman olmalı ki; hatırladığında geçmişi, gülmeli, duygulanmalı,
ağlamalı...
Unutmayacaksın!
Bir sandığa veya bir rafa kaldıracaksın duyguları, üzerinden geçecek zaman
birgün aklına tekrar geldiklerinde sandıktan çıkaracaksın, raftan
alacaksın, elinle hafifçe tozlarını sileceksin ve tekrar yaşacaksın o
anları...
O gün; belki saçlarında aklar, alnında kırışıklıklar, etrafında bir sürü
kalabalık ve belki de kalbinde yalnızlıklar olacak.
Acısıyla, tatlısıyla dolu dolu bir geçmiş ve bizi biz yapan bu
yaşanmışlıklar değilmi, o zaman...
Ne olursa olsun ama Unutmayacaksın!

                                                                              ''Burak SEVİNÇ''

BEN SEÇMEDİM, SEVDİM...

Bir öykü, bir yerden başlamalı bir sona gitmeli elbet. Yaşananlar
unutulmamalı, yaşanacaklar olmalı. Sonları öykünün sahipleri seçmeli ama
başlangıçlar illaki güzelle mi olmalı, güzel olmazsa başlamazmı hikaye...
Aşk denen bu hikayeye seçerek başlamak kalpte gerçeklerden uzaklaşmak
olmaz mı?
Güzeli, zeki olanı seçmek sevginin gerçek olmasını sağlarmı, bu yol nereye
kadar gider ki...
Hiç bir yere kadar! Bir zaman olur güzel olan duygular nefrete dönüşürdü.
Kalp sevmedinmi, vakit öldürürdü seçimlerimizi... İnandıklarımızı kaybeder
yeni başlangıçlara korkular kazanırdık. Sonsuz olmazdı o zaman aşklar!..
Bunları bilerek, seni...
Gördüm, hissettim, kalbime sordum ve bekledim. Sonsuz ol istedim.
Ben seçmedim, sevdim...
                                                                             ''Burak SEVİNÇ''

11 Eylül, 2011

BU ŞARKI

Sıcacık, küçük bir balkondan, en kalabalık şehrin içinde bir evden, işlek
caddelerden bir tanesine bakarken, bir demlik çay ve çaya eşlik eden birkaç
tatlı şey...
Bir İstanbul akşamının çarpık sokaklarını büyüleyen rengarenk ışıkların
altında ve bir cd'den çalarken bu şarkı...
Dillerde yaşanmışlıklar, akıllarda yarım kalan aşklar...
Uzun bir muhabbete eşlik eden bu şarkı da gizli hatıralar, biz henüz
büyümüştük ve hep öyle kalsaydık. Lakin; Zaman denen akıntıya kapılmıştık
bir kere dönüşü yoktu üstelik!
Doğrular, yanlışlar, iyilikler, kötülükler....
'Bu şarkı' tekrar tekrar çalarken tüm anılar gönül ekranında canlanıyordu,
keşkeler için çok geç olmuştu, farkına varamamıştık. Şimdi, Zamana yenilen
herşeyle sonlanırken muhabbet, 'bu şarkı'ya gizlediğim O zamanlar
daha güzeldi.
                                                                   ''Burak SEVİNÇ''

10 Eylül, 2011

PROFİLE UYGUN KESİMLİ RESİM

Hey!.. Dikkatli baksana o işte... Hani orada bi tane varya, kafadan
çekilmiş tepede güneş gözlükleri olan , sana güneş enerjisiyle çalışıyomuş
havası katan, bence acayip havalı bir resim, hemde sosyal mesaj içerikli
herkes tasarruf etmeli dimi... Evet onu koy profile...
Düşündümde süper beğeni bombardımanı ve yorum patlaması olacak derim.
Tabi biraz üstten, biraz alttan, birazda sağdan soldan kırpılırsa hiç
fena olmaz.
Hıı... Bİrazda ışık, renk, gölge vesaire derken bence bu şekilde tam olur.
Profile koyduğunda sanki biraz büyük mü oldu dersin, evet evet büyük oldu.
şimdi birazda boyutu küçültüp deneyelim o zaman, tamam işte bu...
Derken;
Kırpıldı, ışıklandırıldı, renklendirildi, boyutlandırıldı ve sonunda...
'profile uygun kesimli resim' elde edildi.

                                                                 ''Burak SEVİNÇ''

21 Ağustos, 2011

SEV(M)İYOR


Küçük bir köyün, sakin, sessiz ve kalabalıktan arınmış aşkları...
Zamana yenilmiş tatlı bekleyişleri, sevgiliye özenilerek yazılmış aşk kokan
mektupları, sevgilinin yüzünü birkaç dakika görebilmek için küçük
kaçamakları...
Başımızı yastığa koyduğumuzda yüzümüzde küçük bir tebessümle o'nu
düşlerken, sev(m)iyor mu düşüncesiyle soluksuz kalp atışları...
Sevgilinin penceresinin önünden geçerken, yürüdüğü yoldan yürürken, aynı
havayı soluduğunu, aynı anı düşlediğini bilmenin heyecanıydı bir zamanlar
sev(m)iyor.
Şimdi;
Beton şehirlerin, soluyamadığımız kirli havasında karmaşık sokaklarda
yürürken, kalabalığın arasında düşünmeye bile fırsat bulamadığımız
sevgilinin, sev(m)iyor mu? heyecanı...
Günü birlik ilişkilerde veya sevgi diyerek çıkılan yolda iki kişinin
birbirini deneyerek bu ilişki olmayacak denmesiyle noktaladığı aşklarda,
ucuz bir duygu yumağı haline getirilip, kaybedilen bir heyecan oldu,
sev(m)iyor.
Benimse; Aklımda o sevgiliyle dolaşırken küçük bir yeşilde bulduğum, beni
yeniden heyecanlandıran, o papatyanın son yaprağıydı artık, sev(m)iyor!..

                                                                            ''Burak SEVİNÇ''

14 Ağustos, 2011

IQ'MU RÖLANTİYE ALDIM

Sadece küçük basit bir test, size yönlendirilen birkaç sorunun
cevaplandırılması sonucunda sayısal olarak sunulan bir değer IQ... İnsan
zekasının sayısal ifadesi olarak kabul edilen bu değerin öğrenilmesiyle
birlikte akıllarda bir tedirginlik hissi oluşur. Acaba aptalmıyım, lan bu
ne demek oluyor şimdi, ben neyim lan! yoksa Einstein falanmıyım... Derken
bünyeye göre IQ'lar da belirlenmiş oluyor. Asıl olay bundan sonra başlıyor
ya...
IQ'su yüksek olan bir kısım arkadaşla anlaşmak zorlaşıyor, başka dünyanın
insanı modeli oluşturuyorlar kendi eksenleri etrafında, bu da ister
istemez insanlar arasında kopukluklara neden oluyor, kopuklukları ortadan
kaldırmak içinse o arkadaşın IQ seviyesine çıkılması gerekir. Kitaplar,
ansiklopediler, bilimsel kaynaklar karıştırılarak yapılan zor ve
meşekkatli çalışmalardan sonra, bunu başardığınızda yüzünüzdeki
mutluluktan anlayabilirsiniz.
Henüz herşey bitmedi. Bunun tersi bir durumda var. Eyvah IQ'm düşük!
Korkuların başlangıcı, dünyanın anlaşılamaz bir yer olduğunu anlama
vakti. Üstelik üstesinden tek başına gelinemeyeceğinin anlaşılmasıyla
birlikte içine kapanık karanlık grupların kurulduğu bir yaklaşımın
başladığı an...
Bu tip arkadaşları anlamak için ne mi yapmalıyız. IQ seviyemizi aşağıya
onların topluluğunun oluştuğu bölegeye çekerek sohbet ve muhabbetlerimize
devam edersek bir sıkıntı olacağını sanmıyorum.
Galiba bu durum çok sıkıcı, inişli çıkışlı bir hayatınız olması gerekiyor.
ve buna devamlı ayak uydurabilmek. Kendi iç dünyanızın karmakarışık
olmasıda buna dahil, karışık ilişkiler, karışık arkadaşlıklar... Bence çok
gereksiz, bırakın onlar sizi anlamak için uğraşsın, çünkü; normal olan
sizsiniz. Ben öyle yaptım, şimdi çok daha mutlu ve huzurluyum... Sırrı mı?
Tabiki normal olanı yaptım. Normal bir insan IQ'sunda ''IQ'mu rölantiye
aldım''.
                                                                          ''Burak SEVİNÇ''

07 Ağustos, 2011

UZUN İP KISA GELDİ

Uzuncana bir ip sahibi olmak ne kadar garip olabilir ki.. Belki de hiç
garip değildir. Uzun bir ipin sahibi olmak, uzun derken... Uzun işte!
Birgün elimde uzunca bir ip ve bu iple ne yapılabilir diye düşünürken...
Aslında düşünemeyip farklı fikirlere baş vurduğumda, ip atlayanlar,
uçurtmaya bağlayanlar, çamaşır ipi yapanlar, ağrıyan dişini kapıya
bağlayıp çekenler ve benzeri birçok fikrin sahibi olduğum söylenebilir.
Bir bakıma her akıllının bir fikri vardı uzun bir iple ilgili...
Bir deli'ye sorma fikri nerden geldi aklıma bilmiyorum ama, sen uzunca
bir iple ne yapardın diye o'na sorduğumda...
Ben hastaneden kaçardım ama korkuyorum!.. Pencereden sarkıttığımda
senin uzun ipin ya kısa gelirse!..
Galiba benim 'Uzun ip kısa geldi'.
                                                                          ''Burak SEVİNÇ''

06 Ağustos, 2011

SENİNLE BİR YOLA ÇIKALIM

Ey sevgili, seninle bir yola çıkalım... Tüm eskileri at!
Elinden, aklından, kalbinden... Sadece, benden olanlarla...
Seninle bir yola çıkalım. Ve unut onları, onlar gibi olmayacağım sana...
Aşklada başlamasın bu yolculuk, aşk acısıyla sınanması korkutur!
Birbirimize saygıyla ve inanarak, seninle bir yola çıkalım.
Yeni umutlar, yeni hayallerle kendi ufuklarımızı çizelim.
Engelleri, aksilikleri, zamanı beraber aşalım sonuna kadar...
Bu dünyada ki aşka inat, kendi sevgimizi yaratalım.
Sonunda, ikimiz ömür boyu mutluluğa açılan bir kapıdan geçerek,
bir ömre beraber yolculuk için...
Seninle bir yola çıkalım...
                                                                    ''Burak SEVİNÇ''