Translate

11 Aralık, 2016

VAKTİ'N GEÇTİĞİNDE...


Rengarenk ışıkların, süslü vitrinlere benzetiyorum seni...
Şıkır şıkır bir vakitte, başka biri gibisin! Kalabalık etrafında toplanırken,
kapın bir kez bile çalmamış, nasıl isterdin ki kapın çalsın! Korkuların, süslü
vitrinlere ardı ardına kilitli. Kapı açıldığında içi boş, bomboş o dükkanda...
Kendinden verdiklerinle, hayata ne kattın, belli ki canlar yaktın, vakti'n
geçtiğinde kalanları kime sattın, kimi aldattın. Yalnız değil, çok yalnız kaldın.
Vakti'n geçtiğinde ne kendin, ne başka bi'şey! Karanlık geriye kalan her şey,
geriye kalan hiç bir şey!..
                                                                                        ''Burak SEVİNÇ''

25 Ocak, 2015

YANLIZLIK BU!

Yalnızlık bu! Birine aşıkmışsın gibi, o şarkıların, türkülerin, şiirlerin içine
gizlenmiş biri varmış ve sen, o'nu arıyormuşsun, çok seviyormuşsun gibi
cümleler, hayaller kurdurur. Ama sen; o birinin, kim olduğunu hiç bilmezsin,
nerede ve nasıl olduğunu hiç bilmezsin! Zaten, mesele biri ya da birilerini
bulmakta değil, mesele sen'i sende  bulmakta...
Ve onlar; kimsenin olmadığına ama bütün bunlara değecek olanı beklediğine
inanmazlar. Sen, bir yerlerde hep yalnızsındır, onlar yalnız anlamazlar, onlar,
yanlış anlarlar.
                                                                                    ''Burak SEVİNÇ''

05 Temmuz, 2014

ZAMAN KUMBARASI

O vakit yaşayıp, başka bir vakit unutmak istedikçe, bir vakit hatırlatırmış
zaman, zamanı geldikçe...
Yaşadıkça, en güzel, en acı, en tatlı, en duygusal. Yaşlandıkça, bu zamanlar
birikirmiş geçmiş zaman içinde...
Biraz zaman üzerinden geçtiğinde, geçmişola geçmişin tutsağına. Birikip
birikip açılırmış insanın önüne o anlardan!..
Mutluluğu bile acı, şu geçmiş denen zaman kumbarasının, doldukça artıyor
ruhumda ıstırabı, ve ben, çalsınlar istiyorum hırsızlar, imkansız bir umutla!
Bitsin istiyorum, bir bir mecbur unutla! Ölsünler istiyorum, öldürüyorlar.
Ne yapsam/yapmasam çaresiz. Vakti geldiğinde bitecek elbet ama vakti
hiç gelmeyecekmiş gibi, hem geçmişten kim kaçabilmiş ki...
Üç dilek hakkım olsa, üçü de kabul olmayacak bir yerdeyim/yerdensin be
zaman kumbarası.
                                                                              ''Burak SEVİNÇ''

29 Aralık, 2013

YALNIZLIK KALSIN

Rahat! Hazır ol! Arası düşlüyorum seni. Burada diğer vakitler düşünmek
yasak zira... Gelmeyen vakit ile geçmeyen vakitler arasına takılmış kalmışım,
sana, sensizliğe. Umutlarım dikenli tellerde bu vakit sonraları. Her şeyin
bu vakitte ineceğinin farkındaydım, bu nedenleydi acelem, yetişememişliğim,
belki çok geçmişliğim...
Seni, gelmeyişin eylemiyle suçlayamam. Kim olduğunu sorup sorgulasam,
bulamam. Sonra, tüm cevaplar 'kalmalısın!' der! Ama sen...
...
Dur demeyin! Dur demeyeceğim. Siz, yine o'nu çok sevmişliğime verin, tüm
benleri, yalnızlık kalsın!..
                                                                               ''Burak SEVİNÇ''

27 Ekim, 2013

SERZENİYORUM; EN İYİSİ SUSMA-K!


Baktınız mı hiç? Gözlerinde aşkı gördüğünüzün kalbi kirli, dili küfürlü...
Mahallenizdeki kadınlar gibi değil, mahalle karıları gibi!.. Tüm kalbinizle sevmiş
olabilirsiniz ama o bildiklerinizi, duyduklarınızı, gördüklerinizi hangi miğdenizle
taşıyabilirsiniz? En değerli sevdalar, sevişip bir kenara fırlatılmışlıklar mı? Böyle
mi yetişsin yeni nesilin, yeni yatma delikanlıları! O eski, adam gibi sevmiş
delikanlılar, demode ve içi geçmiş aşk bibloları mıydı? Onlar korkarlardı, çok
korkarlardı oysa sevdiklerine zarar vermekten, zarar gelmesinden. Şimdi;
bir başkasıyla sevdim diye yattıktan sonra bir başkasıyla sevdim diye bir ömür
paylaşmak mı? Kabullenemediğimiz doğru! Bi's*ktir git diyor içimdeki...
Bunları sessizce unut!
Neyse, tarafımız belli, bi's*ker gideriz böylesine layık olanı. Lakin, içim
durulup diyor ki; 'Ne gereği var, kalpsizler için günaha girmeye, onlar gibi
olma!.. Bize en iyisi, bildiğini, gördüğünü, duyduğunu sessizce kabullenmek.
Sevdiğini sessizce unutmak!' Serzeniyorum, en iyisi susma-k!

                                                                                    ''Burak SEVİNÇ''

10 Ekim, 2013

BİZE BÖYLE SEVMELER


Sağlam sevmeli romanların köşe başı aşklarıyız. Yancılık sinmiş kaderimize ve
keyifler bırakılmış kederimize. Biz bize sohbetlerin suskunu, kelimeler acı
çekmiş ya vakitlice, konuşmak, anlatmak düşmez bize bu sessiz sevdaları...
İçimizde yangın olanlar vakitlice köz ve közler kül olur savrulurlar. Kimse
duymaz, kimse ilgilenmez, bu ikinci şahıs sevmeleriyle...
Gölgede kalmış en içten sevmeler, arka sokakların yalnızlığına bırakılmış.
Onlar hep baş rollerin peşinden giderken...
Bizler, kalplerimize yazılmış figüran sevmelerin senaryolarıyla yalnız!..
...
Vakit ışıklarını söndürüyor ve son umutlarda karanlığa gömülüyordu.
Hayat bize böyle sundu armağanını ve bize böyle sevmeler...

                                                                                 ''Burak SEVİNÇ''

31 Ağustos, 2013

OLMAYANLAR

Aşkın elini tutamamak acısı, Kalpte bir vakit sevmeyecek korkusu...
Üzerime yürüyen yalnızlık orduları! Tir tir titriyor, hiç bu kadar korkmamış o!
Gidecekler gitse, kalacaklar ömürle akıp bir bitse. Ama bu zaman içinde
zamansızlıklar, bu aşk içinde aşksızlıklar, karanlık bir odaya hapsedecekler...
Düşünceler eksikleri, düşleri bitirmeye başlamışsa onlar yüzünden...
Benim içimde ölmeye başlayanlar, o'nun içinde hiç olmayanlarsa, aşk hiç
olmamışsa... Bu nasıl bir korku; olacaksa olsa, olmayacaksa!..
Olmayacaksa diye bi'şey hiç olmasa. Korkuyor ya insan, çok korkuyor.
O ateş sönecek, o vakit ölecek ve sebep!..
Ben de ya da o'n da, olmayanlar.
                                                                       
''Burak SEVİNÇ''

04 Temmuz, 2013

SEN GİBİ...

...
Sık sık aklıma geliyorsun bu vakitler! Kendimi ansızın sokaklarda, bir şişe
şarabıyla muhabbete ortak ettiğim bir şarapçıya dökülürken buluyorum ve içim
yalnız!..
Tanıyorlar gibi sensizliğimi bu vakitler, zira gözümün içine böyle bildik denk
gelirler miydi? Ya sensizliği böylesine çıplak gösterirler miydi? Bu kadar çok
aklıma geliyor olman korkutuyor. Sessizlikte ilerliyorum, sensiz ve kaçamak
yürüyüşlerle. Tadı ne berbat bir duygu! Üstelik köşe bucak peşimde...
Giderek kararan hava, içimde bir yerlerde patlayacak! Uzaklaşmalıyım!..
Bir sokak çocuğunun yanına, bir banka sığınmalı. En güvenli yerler de buralar.
Zira onlar bilirler sahipsizliği...
...
Her yer, her şey neden bu kadar çok sen gibi...
Fırtınalı vakitler yaklaşıyor olmalı.
                                                                                  ''Burak SEVİNÇ''

27 Haziran, 2013

SUSTUKÇA ÖLÜRÜZ

Sen sus, ben de susarım. Böyle öldürürüz birbirimizi...
Bir vakit bu cinayetten kimse tutuklanmaz, geriye kalmaz katil ve maktül!
Saklarız ,sakladıkça susar, sustukça ölürüz. Sevdalar böyle değil mi? O'nu
canlı diri tutmazsan, görmezden gelirsen ve orada bir yerde saklarsan ya da
ondan kaçarsan, sadece kalbine gömersen zamanla tozlanır, kaybolur, ölür.
İlgisizlik, susarak sahip çıkmamak öldürmedi mi böylelerini? Sustukça katili
oluruz bu duygunun, cezası bir ömür pişmanlık! Cezası bir ölüm! Ve niceleri
hala suskun kendine, pişmanlığına... Her an ölmekteler içten içe niceleri...
Ve niceleri ölü!
                                                                              ''Burak SEVİNÇ''

12 Mayıs, 2013

SAKLI GÜN

Değişenler, hareket edenler, durdurak bilmeyenler nerede! Bu sessizlik ve
durağanlık hali...
Ekmek kırıntısı taşıyan karınca, güzel kokan çiçek, denizin dalgaları, hareket
eden bulutlar ve zerrelere yer değiştiren rüzgar gitmiş! Nerdeyim, nerdeler,
nerede etraftaki her şey! Nefes almıyor sanki şu koca dünya...
Caddeler, sokaklar, yollar duruyor, bu insanlar nereye...
Tat, koku, hareket yok! Sanki bir fotoğrafın içinde anlamından uzak her şey!
Bugün, nerede saklı.
                                                                               ''Burak SEVİNÇ''

05 Mayıs, 2013

MUTSUZLUK İDEALİSTİ

Yaptığı, yaşadığı her şey de en olumsuzu bulan sen! Kimselerin ve dünyanın
sana karşı olduğunu mu sanıyorsun? Sanma! Bu senin karamsarlığın ve giderek
hayatını ele geçiriyor. Sen ve dört bir tarafına yaydığın mutsuzluğun...
Korkuların, yalnızlıkların ve yük bildiğin olmayanlarının dert kölesisin.
Bir yerden başlamak için bir yer de bırakman gerekenler...
Birikmiş mutsuzluklarına sahip çıkmaktan vazgeç! Korkarım sonun, Mutsuzluk
idealisti.
                                                                                 ''Burak SEVİNÇ''

29 Nisan, 2013

BOŞ VAKİTLER ARBEDESİ

Zaman içinde artan zaman, büyüyen boşluk. Doldurulamayan vakit! Üzerinde
kurgusu olmayan plansız geçit. Aradıkça bir uğraş, aradıkça uğraşlar...
Birbirine karışan, karıştıkça rahatsız...
Birbirini rahatsız eden fikirler doğuran, zamanla doldurulamadıkça vakit, yeni
boşluklara sebep olmakta...
Arttıkça boşluk, yararsız fikirler içten içe çatışmakta, bu çatışmanın doğurduğu
arbede 'Boş vakitler arbedesi'
                                                                                    ''Burak SEVİNÇ''

27 Nisan, 2013

SAKLARIZ SAKLANIRIZ

Bir hikayenin başladığı yer de çok hikaye bitmiştir aslında...
Yeni hikayenin peşinden sürüklenirken gönül, eskileri ne yapmalı insan!
O kadar şeffaftır ki yaşananlar korkarız. Korkar insan, insandan...
Kaçarız, kaçtıkça daha kalabalık olur etraf ve yoruldukça anlarız ki kaçmak
nafile...
Gizlemek isteriz tüm geçmişimizi, kendi ardımıza saklarız, saklanırız.
Gönlümüzden dökülen tozları içimize süpürürüz ki kimseler bilmesin
duygularımızı, yaşadıklarımızı...
İzi kalan yaralarımızı örteriz ki kimseler görmesin acılarımızı, anılarımızı...
Hep bir kurtuluş gibi, kendimizi korumak ister, Saklarız saklanırız.

                                                                      ''Burak SEVİNÇ''

25 Nisan, 2013

BİLİYOR

Düşlerimi biliyor, hayallerimi biliyor, istediklerimi biliyor, sevdiklerimi
biliyor ve bildiklerimi biliyor. Ben de olmadığından değil, o'n da olmadığından
korkuyor. Sevmediğinden değil, sevilmeyeceğinden korkuyor.
Gönlümden o'na akanlar o'nun taşınamazları, ağır geliyorlar. Susup, geçmişine
saklanıp, aslında kendini kandıracak olduğunu biliyor. O biliyor!..
Benim o'na değil, o'nun kendi kavuşmazları olduğunu...

                                                                                   ''Burak SEVİNÇ''

21 Nisan, 2013

ACILARI SEVMEK

 Onların da dediği gibi, her şey eskiden daha güzeldi belki...
Şimdi olmasa da olurlardayım! Tükenmiş bir sabrın sabırsızlığı, yitirilmiş
anlamların anlamsızlığındayım belli ki...
 Yağan yağmurların kuraklığı, çoğu zaman güneş görmüş gönüllerin çektiği
acı da bu olsa gerek! Mutluluk kuraklaştırıyor kalpleri ki, bu yüzdendir,
gönüllerin göz yaşlarıyla ıslanmak için hasret kalma isteği...
 Acıları sevdim çünkü en verimli mevsimlerimdi acılar, en güzel hasatlarımı
aldığım bu vakitlerdi. Lakin, değersizdi, anlamsızdı, acıları sevmek!

                                                                          ''Burak SEVİNÇ''

07 Nisan, 2013

GELECEK HER GÜN DAHA KÖTÜ

Önce yürümeyi, sonra konuşmayı, sevmeyi, hayatı öğrendik. Ve hep yeni
bi'şeyler öğrendikçe daha kötüye gitti her şey!..
Yarın bugünden daha iyi olmayacak, boş umutlara koşmaya ne gerek, kimse
kimseyi kandırmasın! Gelecek her gün daha kötü. Yürüdükçe; her bir
adımımız da daha dikkatli olmayı, konuştukça; söylediğimiz her kelimeye daha
da sahip çıkmayı, sevdikçe; her sevdaya aldanmamayı, Yaşadıkça; hayatın hep
daha fazla engeli aşmamızı gerektirdiğini, öğrendikçe nasıl...
Gelecek her gün daha kötü. Hep umutların peşinden koşarken,
kaybettiklerimiz yok mu? Onları düşünün...
Bir vakit, ellerimiz, dizlerimiz tutmayacak. Hayat daha iyi olsun diye peşinden
koştuğumuz umutlar bizi bir sona götürürken, bir sonraki gün nasıl daha iyi olur.
Bugünden yarına umutlarımızın peşinden neler kaybedeceğiz ya da
kaybettiklerimiz yanında hiç olan kazandıklarımız ne kadar anlamlı...
Ve sadece yarın mı? Gelecek her gün daha kötü.

                                                                               ''Burak SEVİNÇ''

30 Mart, 2013

YA DİKİŞ TUTMAZSA!

Acılar iğne, umutsuzluklar makas. İlmik ilmik düşlerimle, en düzgün anıları
seçerek ardına gizlenelicek mutluluklar dikiyorum. Acılar, mutsuzluklar ve
düşlerim ayrıntılara gizleniyor! Ne kadar güzel görünüyor onların birleştirdiği,
hepsi bir arada, mutluluk. Ya dikiş tutmazsa! Yaşamakta bu değil mi?
Riyakarlıkla suçluyor anlamayanların dili...
Pimi çekilmiş mutluluklar bunlar! Dikiş tutmayan mutluluğun ardı, çırılçıplak
gerçek. Ya dikiş tutmazsa ya da sökülü verirse ansızın gerçeğe, öldürmez mi?
Öldürmez mi, öldürmese de öyle nasıl yaşanır!

                                                                               ''Burak SEVİNÇ''

24 Mart, 2013

YALNIZ DEĞİLİZ

Yol nasılsa yanlış yollara çıkarak doğru yolu bulur. Kaybolmayız bu zaman
içinde korkma! Hayat bilir, vakti geldiğinde herkes sevildiğine varır.
Gün ölür, bu karanlıkta uyuruz. Kavuşulmamışlıklarımızla bu gitmişliklerimiz...
Yalnız değiliz. Yarın nerede olacaksa, orada tekrar uyanacağız.
Gül ölür, kokusu kalır. Aşıklıklarımızla bu sahipsizliklerimiz...
Yalnız değiliz. Başka bir vakit seveceklerse, orada tekrar kavuşacağız.
Her nerede ve nasılsak, aslında, yalnız değiliz!

                                                                                ''Burak SEVİNÇ''

21 Mart, 2013

O'NUN ŞARKISI

O yalnız banka oturup, aynı kaderi paylaştığını düşünürsün. Tüm karanlığa
rağmen sokak lambasının aydınlattığı cılız umuda sarılarak kafanda sonsuza
kadar çalacakmış gibi o'nun şarkısı...
Gece ilerlededikçe zifiriye, anılar etrafını sarar, düşündükçe o, düştükçe içine
alev alev! Değiştikçe sahne, Arkadan aynı tınılar yükselir. Tüm anıların ardında
çalan sevdalı melodi, aşık sözler, o'nun şarkısı!
                                                                                ''Burak SEVİNÇ''

10 Mart, 2013

İDAM ETTİ'LER

Hani idam yoktu! Oysa benim onlarca, yüzlerce duygularımı öldürdü'ler.
Sorsanız anlarsınız. Şiirlere, şarkılara, sözlere... Sorgusuz sualsiz neler gitti!
Kalbe geçirilmiş o ilmik, üzerinde durduğu aşk'a tekme atılarak düğümlendi.
Son dileği dahi sorulmamış, şans verilmemiş, ön yargıların ardında kalmış
sevmeler...
Her sevenin büyüttüğü aşkı, henüz çocukken idam etmedi mi o sevgililer.
O sevilmekten korkanlar! Onlar, en güzel sevdaları idam etti'ler!

                                                                             ''Burak SEVİNÇ''